KIŞ GÜNEŞİ
Adı sıcak, kendi soğuk bir dem,
Aylardan ocak.
Senin anlayacağın zemheride doğmuşum ben.
Güneşin hiç olmadığı zamanlar,
Kar yağdı yağacak.
Henüz anlatacak ne hikâyem var
Ne de sen.

Zamanla boy verdim,
Tohumdan fidana döndüm.
Uzadıkça gövdem ışığı arar oldu gözüm.
Beklenen ufukta yoktu,
Bekleyen henüz çocuktu.
Damarlarımda zemheri soğuğu.
Gönlüme henüz cemre düşmemişti.
Çiçekler açmamış, güneşle tanışmamıştım.

Günlerden bir gün bir ışık belirdi.
Sıcak çağlayanlar damarlarımda yürüdü.
Dünya ne güzel yer,
Hayat ne güzel,
Güneş ne güzel, sen ne güzeldin.

Güneş gülüşüyle bütün dünyamı sardı.
Nevruz gülleri bürüdü gönül sarayımı.
Bilmem nasıl beceriyordun,
Her gün daha taze kalmayı,
Daha güzel olmayı?
Sen dünyama ışık olurken
Ben pervanen oldum.
Döndüm durdum.
Seninle gördüğüm her düşü hayra yordum.
Yudum yudum içtim anı.
Hasat biçer gibi biçtim zamanı.

Mevsim artık kış, aylardan ocak
Gün tükendi,
Hava karardı kararacak.
Artık içinde hazineler saklayan harabeyim.
Adı sıcak, kendi soğuk iklimlerdeyim.
Üşümüyorum kış güneşi,
Saçlarıma karlar yağıyor.
Korkmuyorum kış güneşi,
Güneş hâlâ doğuyor.
BAHARSIZ BIRAKMA BENİ
Baharın başlangıcıdır gelişin,
Leylekler senden haber alır.
Ve tüm göçmen kuşlar şimal rüzgarına doğru uçar.
Bir menekşe toprağı yırtar,
Seni görebilmek için.
Bir bulut su olur akar, intihar eder,
Sana kavuşmak için.

Dağlar süslenir, bezenir.
Bilirler gözlerinin dokunduğu her yerin yeşerdiğini.
O yüzden giyerler gözlerinin rengini.

Bir arı vızıldar, rüzgarla raks eden çiçeğe
Haykırır sevincini.
Bir gül,
En narin dalından tomurcuk verir
Seni resmetmek için.
Bir bülbül,
Hüzzamla başladığı şarkısını nihavende çevirir
Seni methetmek için.

Daha erken doğar güneş
Ve çok daha sıcak
Seni kıskandığı için.

Kısacası sevgilim,
Gelişin kışa meydan okuyan bir devrim,
Vuslatı yakın eden yollar kadar üşüyor şiirlerim.
Baharsız bırakma beni,
Baharsız bırakma beni,
Bırakma beni.
RÜSTEM COŞGUN
YARIN
Yarın,
Ne güzeldin sen.
İçinde yeşeren umutlar vardı.
Seni müjdelerdi her batan gün,
Tüm hayaller sana çıkardı.

Bütün sözler sana verilirdi.
Misal:
Yarın buluşacaktık
Ve yarın sahile martılara koşacaktık,
Yine yarın geleceği konuşacaktık.

Sen o kadar gerçektin ki
Sana tutunmak hayata tutunmaktı.
Bir o kadar da gizemliydin.
Ben koştum sen koştun,
Ben koştum sen koştun,
Ben yoruldum, sen kayboldun.
Ben yok oldum.
RÜSTEM COŞGUN
HAYALETTİ HAYAL ETTİ
Adam bağırıyordu,
Kimsenin duymayacağı kadar bağırıyordu.
Öfkeden desem,
Kimseye kızmamıştı.

Sevinç narları da değildi
Adam yalnızca bağırıyordu.
Bilmiyordu,
Bir köşede garip duran kimsesizliğine
Ya da bahar yağmurları gibi
Sağanak sağanak yağan kalabalıklara
İçindeki yalnızlığın feryadı mıydı?

Adam bağırıyordu
Avazı çıktığı kadar.
Sesi sağır gönüllerde yankı bulmadı.
Duyanda olmadı Görende olmadı.

O bir hayaletti.
Hayal etti:
‘’Şu mavi Gök kubbede
Bir gölge düşer
Belki gölgemin üstüne’’
RÜSTEM COŞGUN
OLMAZ
Aldanma gözlerinin gördüğüne,
Başak çok olur da denesi olmaz.
Bakma öyle yüzlerin güldüğüne,
Gamı çok olur da neşesi olmaz.

Herkes selâm verir geçer yanından
Kimi yabancı kimi de kanından,
Vefasızlık insanın mayasından,
Selamın çok olur da soranın olmaz.

Bazen bu dünya değişsin istersin,
Bin gönle yüz bin fidanı ekersin,
Bir hayali sen yıllarca beslersin,
Düşlerini hayra yoranın olmaz.

Bir gün olur sen de kalırsın darda,
Bir ümit ile çıkarsın meydana,
Kalabalığa bakıp çoğum sanma,
Bakarsın yanında duranın olmaz.

Zalime safını belli edersin,
Ömürünü düşküne feda edersin,
Bir gün bu dünyadan göçer gidersin,
Ardından bir dua edenin olmaz.
RÜSTEM COŞGUN
ÖZÜR
Hercai gönül gibi olmadım ben,
Baharda açıp güzde solmadım ben.
Çiçekten çiçeğe hiç konmadım ben,
Tek çiçekten ballar süzdüm olmadı.

Ne yıldızlara bakıp da aldandım,
Ne de ayı kendime takvim yaptım.
Seninle yaşadım sana bağlandım,
Gül yüzünü güneş sandım olmadı.

Ömür geçti bak geriye ne kaldı,
Gençliği elimden kaderim aldı.
Tükendi hayaller elde ne kaldı,
Zamanı sana adadım olmadı.

Belki hayatına çok şey katmadım,
Onca söz verdim kimini tutmadım.
Biliyorum hep yanında olmadım,
Lakin kalbimde sensiz an olmadı.
RÜSTEM COŞGUN
ZAMAN
Dediler ki vakit kılıçtır, keser.
Davranıp onunla biçtim zamanı.
Sonra ellerimde oldu bir tespih,
Koparıp etrafa saçtım zamanı.
RÜSTEM COŞGUN
SEN YOKKEN
Her şeyin bir başlangıcı vardır
Benim de...
Mesela sen yokken
Henüz toprağa damla düşmemişti.
Ve çiçekler filizlenmemişti.
Ekmek böyle güzel kokmuyordu,
Çocuklar güzel gülmüyordu,
Ülkeme bahar gelmemişti.

Sen yokken aslında ben de yoktum.
İçimde fırtına kopmuyordu,
Türküler güzel değildi,
Şiir de yazmıyordum.

Güneş var mıydı, hatırlamıyorum.
İçim üşüyor,
Yağmur ıslatmıyordu.
Yaprak kımıldamıyor,
Rüzgâr esmiyordu.

Sen yokken hayatın tadı yoktu.
Hiç kuş sesi duymamıştım.
Güller kokuyor muydu,
Sular coşuyor muydu?
Bulutların rengi neydi,
Umut neydi,
Bilmiyordum.

Sen yokken
Ben de yoktum.
RÜSTEM COŞGUN
AFRİN YİĞİTLERİNE
Bakma elimdeki zeytin dalına
Orhun’da bilenmiş kılıcım benim.
Sen dünyayı al istersen yanına,
Kürşat’ın yanında kırk çeri benim.

Güneşi tuğ yapmış oğuz nesliyiz,
Üç kıtada at koşturan ırk biziz,
İstanbul’da çağ kapayan Fatih’iz,
Viyana’da durur izlerim benim.

Zalimsen zulmünce kork bizden Afrin,
Mazlumuna dokunmayız, bilirsin.
İşte meydan cenk etmek ise derdin,
Savaşı düğün saymış millet benim.

Afrin’i çakallar mesken eylemiş,
Mehmet bozkurt olmuş sefer eylemiş,
Canını vatana kurban eylemiş,
Sulasın bayrağı al kanım benim.

Rabbim son ordunu eyle muzaffer,
Rızan için el açtı her bir nefer,
Âmin demese de bazı köpekler,
Duada ulu kocalarım benim.
RÜSTEM COŞGUN
SEVMİŞİM
Gece yastığa umutla koyarken başımı
Bir hülyalar ülkesinde beyhude beklemişim.
Artık biliyorum,
Ben yaşanmamış hayalleri
Umutla beklenen vuslatı sevmişim.

Siluetin düşerken odamın duvarına,
Resimler çizmişim gönül aynasına.
Elimde bir tokmak zamanın kapısında,
Beklerken geçmeyen zamanı sevmişim.

Ferhat olup senin için dağlar delmesem de
Kerem olup aşk için kor alev yanmasam da
Mecnun misali çöllerde deli gibi gezmesem de
Sızlayan sessiz yürek yangınımı sevmişim.

Ağladım, kimseye derdim diyemedim
Özümden kaçtım, bir adım gidemedim.
Gönül prangasını açıp firar da edemedim
Ben esarete tutkun yanımı sevmişim.

Kınanmış yüreği susturamadım
Suçlusun dediler, anlatamadım
İdam fermanını kendim imzaladım
Cellada uzanmış boynumu sevmişim.
RÜSTEM COŞGUN