MİHRİBAN'A NAZİRE
Kara kaşlarına ipek gönlümü,
Gizlemişim sezilmiyor Karakoç.
Yalnızlıktan yeğ zannetme firkati,
Tatmayınca bilinmiyor Karakoç.

Her güzele bir gün ateş düşüyor,
Gözlerim görmüyor dilim susuyor,
Kâğıda dökülen yaşlar biliyor,
Aşk dizeye sığmayandır Karakoç.

Niye naz kime söz ve kime hile,
Severken seveni düşürme dile,
Seneler asırlar geçti de yine,
Hâlâ sana varamadım Karakoç.

Aşıkların gönlü muhtaç yaraya,
Her tabibe dertlerini anlatma,
Tüm dertlerin bir çaresi var ama
Aşka çözüm bulunmuyor Karakoç.

Kimse inanmıyor aşkın gücüne.
Ne desem söz olur elin diline.
Kızdım kara bahtın ettiklerine.
Bin ah desem değişmiyor Karakoç.

İçimde sakladım aşkın közünü.
Beni gören anlar bu dert yükünü.
Aşk dediğin sihir midir büyü mü,
Çözülmeden büyür düğüm Karakoç

Aşıklar çalarmış aşkın sazını.
Maşuku şirinse delermiş dağı.
Mecnun gibi gezer bütün sahrayı,
Çıldırmadan çözemezsin Karakoç.
RÜSTEM COŞGUN