GELMEYEN MEKTUP
Bir güzel düştü yadıma düştü,
Seninle yaş almak payıma düştü.
Hatırlarım top oynayan çocuklardık.
Bir topun ardından saatlerce koşardık.
Gün olur elde mavi bir misket,
Duvar diplerine kuyular kazardık.
O cam parçasına her bakışta
Hayalleri kurar çocukça yaşardık.

Siyah önlükler taktılar üstümüze
Siyah dedimse korkmayın mutluyduk.
Biz o siyah önlüklerle pembe hayaller kurduk.
Beyaz yakaları vardı önünde düğmeler,
Mektebin bahçesinde delişmen duygular
Bağrışmalar, koşturmalar, gülüşmeler.

Hafta sonlarında kırmızı bir bisiklet,
Binerdik üç çocuk.
Sürerdik yabana doğru.
Hiç korkmazdık,
Bir yokuş başından salınca iki tekeri
Sanırsın uçardık.
Çoğu zaman bir ceviz gölgesinde konaklardık.
Sererdik soframızı, bir isli demlik.
Biz ne mutlu çocuklardık.

Cevizler birkaç sonbahar gördü.
Biz artık delikanlıydık.
Gece yarılarına kadar sohbete dalardık.
Sigaraya da beraber başladık.
Beraber kavgalara karıştık
Sen tam o yıllarda askeri mektebe gitmiştin
Mektubun gelirdi özlemle okurdum.
Ah! Ne çok sevmiştim o yıllarda postacıyı
Gönderdiğin kartpostallarda tanıdım Bursa’yı.

Gün geldi âşık olduk, dert sahibi olduk,
Dertleri sofra sofra serdik ortaya
Derdi de aşkı da beraber yaşadık.
Bazı geceler gece yarısına kadar dolaştık,
Şehrin tüm sokaklarını beraber arşınladık.
Biz seninle dost değil iki gardaştık.

Biliyorduk, çocukluk bitmişti.
Artık gerçekler önümüzde bitmişti
Pusulasız bir gemiyle ufka açıldık
Ufukta güneşi yakmak için
İkimiz de başka şehre atıldık
Kaderde bana Bolu sana İstanbul çıktı
Meçhul yarınlara önümüz apaçıktı.

Okullar biterdi bitmeye ama
Gönül ferman dinlemez dememişler boşuna.
Evlilik erken düştü senin bahtına.
Sen erkenden kendine bir yuva kurdun,
Bir yuva da huzuru aradın durdun.
Rüzgârın önünde bir saman gibi
O duygudan o duyguya savruldun.

Ah! O koskoca yıllar nasıl da bitti
Zaman sinsice geldi gülüşümüzü çaldı.
Önümüze onca nimet serildi.
Neyleyim yoktu
Cevizin dibine serilen sofranın tadı.

Ey dosttan öte gardaşım,
Ey benim sırdaşım, can yoldaşım,
Sabaha karşı gelen kara haberle
Arşa yükselen feryadım.

Gittin,
Cevizler kurudu sokaklar yetim.
Mektubun da gelmez gayrı.
Ben şimdi neyi özleyeyim,
Ben şimdi neyi gözleyeyim…